Türk Milleti bu sorunu çözecek

Terör örgütü 31 yıl önce 1978 yılında kuruldu. 28 yıldır ordumuz ile gayri nizami bir savaş yapıyor. 1984 yılından bu yana ülke sınırları içerisinde 55 bin terör eylemi gerçekleşti. 44 bin vatandaşımız hayatını kaybetti. 8.000 askerimiz şehit oldu. 1984 yılından bu zamana kadar 140 bin PKK’lı yakalandı. Öldürülen PKK’lı sayısı ise 26 bin. Yaralanan asker sayısı 11 bin. Çanakkale ve Kurtuluş Savaşındaki şehitlerimizin adedinin 104.342 olduğunu biliyorsak hayatını kaybeden insan sayımızın ne denli önemli bir rakam olduğunu rahatlıkla anlamış oluruz.
PKK terörü başladığı 1984 yılında PKK’ nın militanları zamanla 20.000-25.000 gibi bir rakama ulaştı. 28 yılda 26.000 terörist öldürüldüğü 140.000 kadarı da yakalanıp hapse atıldığı halde hala terör devam ediyor.
Teröre katkı veren insan unsuru hareketinde değişiklik yok. Demek ki arkadan geliyor. Terörist devşirme konusunda ve bulmakta sıkıntı çekmiyorlar. Bu da terör örgütünü destekleyen bir kitlenin varlığını gösteriyor.

 
Durumun bu olduğunu muhakkak iktidar ve ordu biliyordur. TSK terör örgütünü siyasi iradenin desteği ile 1990 ‘lı yılların başında başlayan uzun ve maliyetli bir süreç sonunda 2000’li yılların başında alandan, şehirlerden ve ülke içerisinden hücreler dâhil olmak üzere terörü bitirmişti.
Siyasi irade dediğimiz hükümet ve yasama organı TBMM ‘de özellikle 2002 yılından sonra başlayan süreç içerisinde çıkartılan kanunlar, hesapta bölgede rahatlama yapılacak. Devlet orada yaşayan vatandaşlarımızın durumlarını iyileştirecekti. Siyasi olarak başlatılan söylemler terörün artmasında etken oldu. Özellikle sonradan oluşturulan ve iktidara destek veren medya bloğunun oluşturulması ile maalesef bugünleri yaşar hale geldik.
Hatırlayalım. Sayın Cumhurbaşkanı Gül, Güroymak’ta “ Norşinliler “ demişti. Sonrasında tüm hukuk kurallarına göre vatan hainliği suçunu işleyen Osman Baydemir’i ziyaret ederek elinden Cumhurbaşkanı sıfatı ile “ Lügat “ aldı. Mesaj açıktı. Türkiye siyaseti etnik kimlik üzerinden iktidar tarafından devamlı dillendirilen bir sürü etnik isim aslında sadece bu bölgede karşılık buluyordu. Güneydoğuda bağımsızlık öncesinde gerekli alt yapı karanlık eller tarafından oluşturulmaya başlanırken özellikle yurt dışı bağlantıları ile temelleri atılmaya başlanmıştı. Unutulmasın ki mecliste bulunan siyasi partiler içerisinde istisnasız vekil olarak yer aldılar.
Mesela TRT / GAP televizyonu bir anda başka bir dilde yayın yapan bir televizyon haline getirildi. Yarın güneydoğumuzda yaşayan başka bir millet var. Ve bunun noteri biz Türk milleti olarak vergi veren vatandaşların parası ile devlet televizyonu tarafından yapılıyor. Ne değişti? Türkiye siyasi olarak kazanmadı. Aslında kaybetti. Yapılan bütün işlerin hepsi terör örgütüne ve uluslar arası kurumların eline koz olarak geçti.

2007 seçimleri Barzani ve Talabani diyor ki “ Kürtler için en iyi seçim AKP’dir.” Kim bunlar? Nasıl Türkiye içerisinde seçimlere müdahale edebiliyorlar? Veya böyle bir görüş bildirme hakları var mı? Nasıl olur? Barzani bölgesinde, Kandil dağı terörün karargâhı. Buraya giden lojistik, elektrik, sağlık vesaire minimum hizmetler Barzani tarafından karşılanıyor. Başbakan Erdoğan, Erbil’e giderek Barzani’yi ziyaret ediyor. Davutoğlu ise konsolosluk açıyor.
Sonra bugün çıkıp “ bunlar zalim” demek günaydın demektir. Ne verirseniz verin. Verdiğiniz hiçbir şeyin sonu olmayacak. Osmanlı yüz yıl öne Yunan’a verdi. Ne oldu? Bitti mi? Hala talepleri devam ediyor. Bunlar da aynı.

Sayın Başbakan Erdoğan’ın yapması gereken öncelikle devlet ihalelerine girenlerin kim olduklarının geçmişini iyi araştırılması lazım. Bu konuda iş sıkıya alınmalı. Son on yılda milyarlarca dolar bu bölgeye verildi. Ne oldu? İşte dün milletin dediğinin olmasına az kaldı. Ya devlet bu işi bitirsin. Bugün meclisin bu işi bitirmesi mümkün değil. Verilenler iktidarın kesesinden veya baba mirasından değil. Bizim cebimizden Türk milletinin varlıklarından veriliyor.
Araştırmaya göre de Türkiye’de yaşayanların % 91’i kendilerini Türk olarak tanımlıyor. Evet, Türk milleti bu işi çözecek. Devlet yönetmek ciddiyet ister. Devleti yönetmenin sorumluluğu var. Kimse bundan kurtulamaz. Kusura bakmayın ama artık millet sorumluluk almaya hazırlanıyor.

Hakkında Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci, Yazar, Stratejist, Siyaset ve Terör Uzmanı olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. 19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara'da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA'de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD; Master düzeyinde Uluslararası İlişkiler ve Management eğitimi almıştır.

OKUDUNUZ MU?

Hüseyin Hakkı Kahveci Parlamento Haber Köşe Yazıları

ATATÜRK’E TEKLİF EDİLEN İLK SOYADI ve ÜNVAN ATABEY’DİR

Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatına ilişkin bilgilerimizin çoğu genelde ezbere dayalı, araştırılmamış ve kısa bilgilerden oluşmaktadır. …