Anasayfa / Kuzgun Portal Köşe Yazıları / Hüseyin Hakkı KAHVECİ | ‘Başyücelik’ Devleti…

Hüseyin Hakkı KAHVECİ | ‘Başyücelik’ Devleti…

Türkiye’yi yöneten kadroların yetişme çağının ‘İslamcı kahraman’ıdır Necip Fazıl. Önceki İslamcı yazarlardan (Nursi, Mehmet Akif gibi) farklı olarak, ‘din’in yönetim dışında bırakıldığı dönemin insanıdır.

Hüseyin Hakkı KAHVECİ
@hhakkikahveci
kahvecihakki@gmail.com

1904 doğumlu şair (asıl adı Ahmet Necip) hemen her konuda yazmıştır. 1920’lerde hayli renkli (!) yaşayan, Batı edebiyatı ve felsefesiyle beslenen Kısakürek, 1930’larda Abdulhakim Arvasi (Nakşi) ile tanışmasının ardından yavaş yavaş başka bir mecraya yönelmiş, ancak 1940’lara dek bohem hayatını sürdürmekten geri durmamıştır. Bunlar, CHP sayesinde iş ve kaynak bulduğu yıllardır. DP döneminde maddi kaynağı değişmiştir haliyle. Örtülü ödenekten ‘epeyce’ yararlanmış, Menderes’i öve öve bitirememiştir.

Kısakürek’in günümüz muktedir kadrolarını çokça etkilediği yıllar, 1960’lar ve 70’lerdir. Hınca hınç dolu salonlarda birkaç yüz konferans vermiştir. Konferanslar, ‘sözlü kültür’ün başat olduğu toplum kesiminde çok ses getirmiştir.

Ateşli ve etkileyici bir konuşmacıdır. Gençliğe Hitabe’yi, 1975 ilkbaharında Milli Türk Talebe Birliği’nin düzenlediği gecede seslendirdiğinde, salonda Necmettin Erbakan, Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan da vardır ve Erdoğan o konferansta ‘Sakarya Türküsü’nü okumuştur.  Nasıl bir etkisi olduğunu anlatabilmek için Hitabe’den bir iki satır aktaralım:

‘Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik… halis hürriyeti Hakka kölelikte bulan bir gençlik…’

Dünün Başbakanı ve bugünün Cumhurbaşkanı Erdoğan bu cümleleri çok kere tekrar etti. Maalesef unuttukları bir şey var . O da , Osmanlı Fatih ve Yavuz sonrası artık Osmanlı değildi . Ortada kendilerine anlatılan bir devlet falan yoktu .

Vatikan kolları çoktan Osmanlı hanedanını esir almıştı . Son geldiğinde tekraren hayata tutunmak zorunda kalan Türk milleti kanı pahasına kendisi için bir yaşam alanını maalesef bin yıl boyunca kendi toprağı olduğu halde savaşarak elde edebildi.

Bu topraklarda nefes almanın tek bir formülü var . O da kan , yani gen , yani can kelimeleri ile aynı anlamı barındırır.

Ne var ki ! 10 Kasım 1938 sonrası Osmanlı artıkları tekrar egemen oldular . Ve hayaller sonucunda geldiğimiz nokta ortada .

Osmanlı hiç bir zaman Selçuklucu olmamıştır. Selçuklu kendisinden öncekiler olmamıştır. Yeni açılan her sayfayı kirleten bir nesil maalesef Fransız , İtalyan , İngiliz, Yunan işgalinden sonra bizim topraklarımızda ortaya çıkmıştır . Osmanlı Bizans entrikalarıyla yönetilmişti. Türkiye artık saray dışında halk arasında yaygın olan şark kurnazlığı siyaseti ile yönetiliyor.

Necip Fazıl’ın en çok değer verdiğini söylediği eseri ise meşhur ütopyası, ‘İdeolocya Örgüsü’dür.

‘İdeolocya Örgüsü’ ve ‘Başyücelik Devleti’

İlk olarak Haziran 1951’de Büyük Doğu Partisi Ana Nizamnamesi’nde sunmuştur ‘Başyücelik Devleti’ni. Benim yararlandığım nüsha 1959 basımı (Doğuş Şirketi Matbaası). Necip Fazıl bu baskının önsözünde eserini tamamlamadığını belirtmiş. Ancak 1960’ların sonunda yayınlanıp defalarca yeniden basılmıştır İdeolocya Örgüsü. Bazı eklemeler, derleyip toparlamalar var ancak eserin özünü değiştirmemiş.

Militarist esaslara göre örgütlenmiş, Altı Ok’un yerini Dokuz Umde’nin aldığı ve İslam hukukunun (kendince yorumlarla) uygulandığı bir devlettir Başyücelik. Bu yüzden Türkeş kendi adına DOKUZ IŞIK ideolojisini örnek alarak icad etmiştir. Sentezcilik buradan gelmektedir. Kimse alınmasın ama Erdoğan – Bahçeli ortaklığının on altı yıllık temeli buradan gelir. Meclis yerine, Yüceler Kurultayı kurulmuştur. Üyeleri, en iyiyi düşünüp yapan insanlardır. Yaşları 40-65 arasında değişen Kurultay üyelerini Kısakürek’e göre halk değil, Hak seçmiştir. Kendi ifadesiyle, “Bu Kurultayın reis kürsüsünün arkasında ‘Hakimiyet Hakkındır!’ cümlesi yazılıdır ve kanun onun kanunu, devlet onun devletidir.” Eee , Erdoğan taraftarları REİS diyor ya.

Kurultay üyelerinden biri, Başyüce seçilir. Ölünceye dek yeniden (beş yılda bir) seçilebilir. “İşte bizim Başyücelik mefkûremiz, bu şekillerin birbirine nisbetle fayda ve mahzurlarına karşı, faydaların her birinden süzülüp, bütün mahzurların her birinde bırakıldığı, bir tamamlık ifadesidir.”

Başyüce ile Kurultay arasındaki ilişkileri anlatmayacağım ancak söz konusu olan ‘Necip Fazıl tipi başkanlık’ sistemidir! Başyüce, milletin bir bedende hemhal olmuş biçimidir. Başyüce İslam kanunlarına uyar, ancak emirleri, o kanunları tamamlayıcı kabul edilir. Anlayacağınız, ‘kanun’ Başyüce’nin elinin kiridir. Hükümetin sorumlu olduğu, adaleti dağıtan kişidir Başyüce. Tabii, silahlı gücün de gerçek başıdır.Üstüne 1876 RABITA kararlarını koyun . Bulmacayı çözmüş olursunuz. Özellikle benim kitabım olan “ RABITA – Uğur Mumcu`dan sonra ” size doyurucu bilgiyi verir.

Necip Fazıl’a göre “İslam inkılâbı orducudur… Evet, Yeni Altun Ordu. İslam inkılâbının rüyasını gördüğü ordu ismi budur.”

‘Ruh ve Ahlak’, ‘Umumi İrfan’, ‘Nüfusu Çoğaltma Güzelleştirme’ gibi bakanlıklar vardır. Yüce Din Dairesi denetimle görevlidir ve bu dairenin başı da Başyüce tarafından atanır. Yönetimde hukuksal etkisi olmayan ve herkesin katılabileceği bir Halk Divanı da bulunmaktadır sistemde. Buna da Necip Fazıl tipi ‘Hyde Park Corner’ diyebiliriz! Başyücelik Devleti, tam bir ‘İslamcı seçkinler yönetimi’dir.

Necip Fazıl, ‘İdeolocya Örgüsü’nde hemen her toplumsal konuya değinmiştir. Kadın, mektep, sıhhat ve güzellik, güzel sanatlar, aile, şehir, köy, milliyet, gençlik, ekonomik nizam ve sosyal yardımlar… Sayılan alanlardaki genel görüşlerinin bir kısmı, bugün Türkiye’yi yönetenler tarafından zaman zaman dile getirilmekte, en radikal bazı görüşleri ise, kimi zaman ağızdan kaçırılmaktadır!

Bu saçmalık tamamen ATATÜRKÇÜLÜK ideolojisine aykırı ve zıttır.

Günümüz muktedirlerinin hayran olduğu Necip Fazıl’ın siyaset konusundaki görüşlerini anlattığı başlıkta, ‘İslam devriminin dış düşmanları’nı saptadığı şu satırlar yeterince manidardır: “İslama iman dairesinin dışından musallat, tam 100 senelik, Allahsızlar, köksüzler, şahsiyetsizler, mukallitler nesli ve bütün yardımcılar… (Bunların faal yardımcıları, manevi sömürge ustası Garplılar, Yahudiler, Masonlar, dönmeler, melezler ve kozmopolitlerdir).” Nasıl, havuz medyası ‘okur’, sahiplerini ‘dinler’ gibisiniz değil mi?

Halbu ki sarhoş olmayıp önlerini göremeyen bu akıllar iktidara geldikleri günden bugüne Yahudi , Siyonist ve Evangelistlere açık hizmet etmişlerdir. Sonuç ortada !

Birçok faktörle birlikte tek adamlığa giden yolun teorisi ağırlıklı olarak Necip Fazıl’ın “Başyücelik Devleti” kavramından türetilmektedir.Bu ideologya başarısız olmuştur. Fakat ! Çıkmamış candan ümit kesilmez misali ülkeyi tarumar etmeye devam ediyorlar.

Dün Meclis açıldı . Kafalarında ve halüsnasyonlarında gördükleri BAŞ YÜCELİK devleti oradaydı. Osmanlı maskesi üzerinden gidiyorlar . Kendilerince izlerini belli etmiyorlar.Ben bir şey söyleyeyim .Sona doğru her adım atışları kendileri için zamanı hızlandırıyor. Bunun böyle gitmeyeceğini bilmeleri gerekiyor. Fakat  yapacaklarından geri kalmıyorlar.

Umarım anlatabildim . Önümüzde yaşayacak olduklarımıza değinirsek..

Son bir söz. Sonu fecaat arz eden bu yoldan dönülmediği için söylüyorum , beterin beterini yaşatacaklar ve bizatihi yaşayacaklar. Her açıdan artık durdurulamaz bir karşıtlık oluşmuş durumda .Bu tabloyu polis, asker, halk desteği durduramaz .

Dünya üzerinde en büyük Saray , en büyük uçakla dünya lideri ülke  olunmuyor .Teknoloji , para ikilemini başaramadığın müddetçe yoksun . Nitekim öyle oldu.

Erdoğan – Bahçeli ittifakı ömürlerinin en büyük siyasi yenilgisini alacaklar. Yerel seçimleri CUMHUR İTTİFAKI her noktada kaybedecek . Bunu engelleyecek bir SEÇ – SİS yok .

Ben böyle olacağını garanti ederim . Ve bu sonuç büyük bir tsunami gibi halk ile siyasi partiler arasında bir hesaplaşmanın önünü açar.

Atatürk tarafından kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti , seksen yılı kaybetmiştir. Bu seksen yıl bir daha geriye gelmeyecek . Artık Türk halkı için kaybedilmiş 380 yılın ikinci bir telafisi yoktur. İkinci on dokuz süreci 2019 hızla gelmektedir. Zaman hızla ilerliyor.

Tüm siyasi partiler dünya tarihinde verilmemiş bir hesabı her yönüyle halka vermeye hazırlansınlar. Zaman yaklaşıyor . Bugünlük bu kadar sevgiyle kalın .

Ricam !

Son kitabım “ Mühürlü Vagon “ çıktı .

Ve bir hatırlatma diğer kitaplarım ..

  • RABITA – Uğur Mumcu`dan sonra
  • Atatürk`ün Yasaklanan Kitabı
  • Yahuda – Atatürk ve Cumhuriyete kuşatma ..Okuyunuz.

Hüseyin Hakkı KAHVECİ Kitapları

The post Hüseyin Hakkı KAHVECİ | ‘Başyücelik’ Devleti… appeared first on Kuzgun Portal.

Hakkında Hüseyin Hakkı Kahveci

Hüseyin Hakkı Kahveci Gazeteci, Yazar, Stratejist, Siyaset ve Terör Uzmanı olarak Free Lance yani bağımsız gazetecilik alanında faaliyet göstermektedir. 19 Kasım 1972 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. İlk – Orta ve Lise eğitimini Ankara'da tamamlamış olup 1991 yılında Devlet Bursu ile yurt dışında burslu Tıp eğitimi almıştır. Sonrasında CSU – USA'de İşletme üzerine Üniversite eğitimi sonrasında MD; Master düzeyinde Uluslararası İlişkiler ve Management eğitimi almıştır.

Bir cevap yazın